kozmofol

Public Design Festival

Posted in festival, milano by enip on 26 Oca 2009

Milano’da 18-26 Nisan tarihleri arasında Mobilya Fuarı’na paralel olarak ilk defa düzenlenecek Public Design Festival‘in son başvuru tarihi 28 Şubat.

Reklamlar

Kayıtdışı 02

Posted in atölye, difüzyon, kayıtdışı02 by enip on 26 Oca 2009

Geçtiğimiz sene ilki düzenlenen ve çok ilgi gören Kayıtdışı‘nın bu yıl ikincisi yine Yıldız Teknik Üniversitesi’nde gerçekleşiyor. Bu seneki teması “liminal” olan etkinlik 2-atölye başvuruları başladı bile.

Bu sırada önümüzdeki günlerde yurda dönecek olan C. Alper Derinboğaz’ın yerel ortamlardan ayrı kaldığı 2 yıl boyunca aktifliğinden zerre kaybetmediğini, temelli dönüşünden 3 gün sonra atölye açabilirliğinden anlıyoruz. Benimde ucundan alet olduğum Düş Peyzajlar / Atmospherics Kayıtdışı atölyeleri arasında yerini aldı. Buna da bekleriz. Görünen o ki biz çeşitli sebeplerle önümüzdeki hafta hergün Kayıtdışı’nda olacağız.

Peyzaj Mimarlığı I. Ulusal Öğrenci Sempozyumu

Posted in öğrenci, peyzaj mimarlığı, sempozyum by enip on 26 Oca 2009

Bu da sevindirici bir gelişme. Peyzaj mimarlığı öğrencilerinin örgütlenmesinin Türkiye’de çok zayıf olduğunu düşünürken bu konudaki cehaletimi farkettim. Takip edemediğim şeyler de oluyormuş meğer, belki biraz daha ses duyurmaya ihtiyaçları var sadece.

24 – 25 Nisan’da Adana’da gerçekleşecek ilk sempozyumu sanırım odanın gençlik kolu üstleniyor. Doğal ve Kültürel Peyzajların Sürdürülebilirliği ve Çevre; Peyzaj Mimarlığında Kentsel Kimlik, Kent Kültürü ve Sanat; Peyzaj Mimarlığı ve Örgütlenme; Peyzaj Mimarlığı ve Teknoloji;Peyzaj Mimarlığı ve Eğitim başlıklı sempozyum konularıyla ilgili bildiriler için son başvuru tarihi 15 Şubat.

Bisiklet Demişken

Posted in bisiklet, kent by enip on 26 Oca 2009

İstanbul’da bisiklet kullanımının yaygınlaşamamasının sebebi malum; topografya. Ve yine topografyaya bağlı olarak ulaşım hatlarının düzensizliği, plansızlığı sebebiyle çarpıklığı, orantısızlığı değil bisiklet kullanmaya, hatların varlığına bile olanak tanımıyor. Benim bisikletler için “kaldırgaçlı bisiklet hatları” projem var ancak ayrıntılarını ancak büyük mevkilere geldiğimde yayınlayabilirim.

Coğrafyası düz kentlerde, kentlinin hayatını müthiş kolaylaştıran bisiklet bizim kültürümüzde çocuk oyuncağına denk gelir. Şanslıysanız okuma bayramında ya da 1. sınıf bitiminde karne hediyesi olarak bir çift tekerlekli BMX’iniz olmuştur. Hele hele kızsanız ailenizin size böyle bir hediye alması için ya süper gated communitylerden birinde oturuyorsunuzdur ya da sokak çocuğu olmanıza göz yumuluyordur (zaten barbilerle büyümemişsinizdir). En yakın 6 kız arkadaşımdan 4 tanesi bisiklete binemiyor, 1 tanesi ise “binebiliyor mu emin değil” ise bu acımasız çıkarımları yapmaya kendimde hak görürüm.

İstanbul’u geçelim, yurdumuzda düz kentler de var. Nedense “düz kent” deyince aklıma Konya geliyor -ova ya-. Ama sebeb-i post kentimiz Alanya. Kaynağı Arkitera’dan aldığım habere göre Alanya belediyesi Yıldız Teknik Üniversitesi ile bisikletlere uygun yeni bir kentsel tasarım uygulaması gerçekleştirmiş. Bisiklet istasyonları ve tarifeler düzenlenmiş, tabii ki yollar buna göre yeniden elden geçirilmiş, sürekliliği sağlanmış ve trafik akışı yaya-bisiklet-araç hiyerarşik üçlüsüne göre yeniden düzenlenmiş. Hatta tek tip bir bisiklet bile hazırlanmış bu program için, aynı Viyana‘daki gibi.

Yine başka bir güzel haber ise (Arkitera aracılığıyla Taraf Gazetesi kaynaklı) Konya’dan. Konya Belediyesi 2010 yılında 40 bisiklet istasyonu açarak kentte bisiklet kullanımını yaygınlaştırıcı projesini açıklamış. Kente ait bisikletler aynı city bike wien’da olduğu gibi alınan bir istasyondan kentin başka bir ucundaki istasyona bırakılabilecek. Ve tüm hatlar GPRS ile denetim altında olacak.
İşte benim de Konya’dan beklediğim buydu, düzlüğün avantajını keşfetmesi.

Sevdiğim Bisikletler

Posted in bisiklet by enip on 25 Oca 2009

Rahmetle Anmak

Posted in NAI, rotterdam, yves brunier by enip on 25 Oca 2009

Lisansın ilk yılları projelerine, eskizlerine bakarak, üslubunu araştırarak geçirdiğimiz Yves Brunier’nin her gözü-kulağı açık peyzaj mimarlığı öğrencisinin gönlünde bir yeri vardır. Çünkü o peyzaj mimarlığının aynı zamanda Jimmi Hendrix’i, Jeff Buckley’si, Kurt Cobain’i, Kerim Tekin’idir, genç yaşta hayata gözlerini yumduğu için (bu kalıba dikkat!). Ölümü bu isimler kadar elim miydi bilecek kadar olayın üzerine gitmedim, yalnızca bu sebeple uygulanmış çok az projesi olduğunu biliyorum.

Thin City atölyesi kapsamında, yapılan gezide Rotterdam’da Yves Brunier, Rem Koolhaas ve Petra Blaisse’nin 1990’ların başında tasarladığı ve uyguladığı Museumpark’a da bir göz attık. Gördüklerim içimi sızlattı nedense. Kunsthal ve NAI arasında kalan parkın yarısında büyük bri altyapı çalışması başlatılmıştı ve Yves’in tüm planına ihanet edilmiş gibi hissettim ve uygulanmış bir projeye büyük bir müdahele ne korkunç birşey olsa gerek diye düşündüm. OMA’nın planına sadık kalınacak mı, yeni proje neye benziyor bilmiyorum ama burda Yves’in el çizimi görülebilir.

Bu da geriye kalan yarıdan inşaat alanına bakış. Köprü hala duruyor.

Difüzyon Geri Dönsün

Posted in difüzyon, kayıtdışı02, kurusıkı by enip on 25 Oca 2009


Difüzyon 3. yaşına sessizce geçtiğimiz aylarda girdi. Geçtiğimiz yıl, eskisine oranla daha az yoğun geçti. Mart ayında Garajistanbulda’ki Dörtyüzsaniye 8 (?) daha sonra sonbaharda, önümüzdeki haziran ayına ertelenen Istanbul Design Week için toplandık. Son olarak da kardeş grubumuz Kayıtdışı ile YTÜ’de bir Mimarlık Savaşları düzenledik. Bitirme telaşındakiler, tez teslim edecekler, işe, yüksek lisansa başlayanlar derken neredeyse bir türlü ivme alamayan grup bu yıl Kayıtdışı 02’de yine yerini alıyor.

Kurusıkı tartışma platformu 5 Şubat Perşembe YTÜ Mimarlık Fakültesi’nde 20:00-21:00 arasında yer alacak. Eğlenceli beyin fırtınası masamıza bekleriz!

Not: Web sitesine bir süredir erişilemiyor. En yakın zamanda açılacak.

Sevdiğim Yeni Olmayan Durumlar 2

Posted in lego, NAI by enip on 25 Oca 2009

Burası Rotterdam NAI’nin (Hollanda Mimarlık Enstitüsü)alt katı. Kafenin de yer aldığı bu katta bulunan lego havuzu sanırım çocukluğu legolarla geçmiş, lisede en çok geometriyi sevmiş, biçime hayran mimarların ve mimar adaylarının enstitüde en sevdiği bölüm. İnsan oturdu mu başından kalkamıyor. Burda yapılı küçük kent de zaten ziyaretçilerin eseri. Yeni yapılar ekleyebiliyor, kıyabilirseniz var olanları bozabiliyorsunuz.

Bir Bildiğin Vardır West8

Posted in borneo sporenburg, köprü, kentsel tasarım, west8 by enip on 24 Oca 2009



En sonunda Borneo Sporeng’u görme fırsatım oldu. 4 yıl önce kızkıza arabayla yaptığımız komik Avrupa gezisinde Amsterdam’a da uğramış, ancak müzeydi oydu buydu (coffehouse?) derken pek mesleki okuma yapmamıştık.

Kısa bir süre önce West8’in Aarschot bisiklet köprüsü yarışmasını kazandığı açıklandı. Yayınlanan görseller biçim ve malzeme seçimi olarak Borneo köprülerini nasıl da bu kadar andırabilirdi?



Sevdiğim Kitaplar 2

Posted in kitap, NAI, peyzaj mimarlığı by enip on 24 Oca 2009

Innovation Strategies For Designing Urban Landscape

Bu kitabı ilk defa NAI‘nin kitapçısında gördüm, ama enstitünün kendi yayınevinde çıkan bir kitap değildi. İnternette baktım, henüz amazon’a düşecek kadar da popüler olamamışç 2008’de ilk baskısı yapılmış kitap, değişen kentsel peyzaja önerilebilecek yenilikçi tasarım stratejilerini araştırıyor. Felsefe, biyoloji, psikoloji, sanat ve tabii ki mimarlık ve peyzaj tasarımı perspektiflerinden farklı yaklaşımları biraraya getiriyor. 2008’de çıkan, İngilizce – Almanca makale ve projelerden oluşan kitabın içeriği Hannover Üniversitesi’nin kentsel peyzaj departmanı tarafından derlenmiş.
Lüzumlu bir yayın.

Hafif Maharetler 3

Posted in amsterdam, atölye by enip on 24 Oca 2009

1 hafta sonunda grupların işleri okulun avlusunda sergilendi. Adriaan Beukers ve grup yürütücüleri eşliğinde sonuç ürünlerin değerlendirmesi yapıldı. Kimi işler süper fonksiyonel ama ağırken, kimileri süper hafif ama işlevsizdi. Öte yandan ağırlıktan kendini taşıayamayan, bir “happening” misali kısa sürede yıkılan projeler bizimkinden ibaret değildi. Örneğin bu muhteşem insan figürlerinden oluşan heykeli akıllı yürütücüleri sunum sırasında ipini keserek ne kadar ayakta durabildiğini bir şovvari sergilediler, alkışlar eşliğinde. Balondan iglo workshopun iyi projelerinden biriydi. Balon dolu plastik sütunlardan oluşan üçgen prizma sonuçta ödül alan projelerdendi. Panaromik görselde “ortanın solu”na denk koordinatlarda görülebilen köprülü kubbe ise ince bambulardan örüldü. Bana göre tüm workshopun en iyi projesi olan bu çalışma, o kadar hızlı üretildi ki, grup ikinci gün büyük strüktürü tamamlamıştı bile. Toplam ağırlığının 3 kg civarı olduğunu sunum sırasında söyleyen grup elemanlarında Fransız Sara, sunum sırasında bir de hafiflik temalı bir monolog dahi sergiledi. İskeletle ya da malzemeyi ek malzemeyle sertleştirmeden ayakta tutmanın yolunu araştıran gruplardan biri, yalnızca spot aydınlatma kullanarak ince folyo kağıdı ayakta tutmayı başardılar. Yere sabitlenen folyo hem aydınlatmanın yarattığı ısıyla oluşan hava akımı sayesinde ayakta duruyor hem de sabit ve katı bir strüktür olmanın ötesinde dinamizmi sunuyordu.


Akademinin avlusu, geçtiğimiz cuma sergi hevesiyle okulu ziyaret edenler için bir çöplüğü andırıyordu ama yine de master öğrencilerinin “temel tasarım” hevesi ve emeği okunabiliyordu. Sergi önümüzdeki hafta da gösterimde olacak.




Hafif Maharetler 2

Posted in amsterdam, atölye by enip on 24 Oca 2009

Bizim grubun işlerine gelince… İkinci gün, yapılan eskiz maketlerden 2 tanesi üzerine odaklanılmaya karar verildi. Biri benim de dahil olduğum, tek bir düzlemde açılan simetrik kesikler ve kesikler sayesinde ortaya çıkan ortoganal geometriye sahip strüktür. Diğeri ise esneme ve gerilmeyi araştıran, biri geçici ve esnek diğeri kalıcı ve hafif olmak üzere 2 ayrı katmandan oluşan büyük boru.

Çalıştığımız ince sünger malzeme, su bazlı yapıştırıc ve üzerine epoksiyle sertleştirilerek ayakta durması sağlandı.




2 katmanlı strüktür de ise iskelet olarak kullanılan plastik borular, çapları hesaplanıp, ara desteklerle sabitlendikten sonra, çeşitli kumaşlar ve ince plastikler denenerek (doku, geçirgenlik, destekleyici malzemeyle tepkimeye girme vb.) kaplandı. En iyi çalışan malzeme olarak sık dokulu koton kumaş seçildi ve tüm iskelet bununla kaplandı. Aynı şekilde tutkal ve epoksi kullanılarak sabitlenen malzeme, donduktan sonra iskeletin çıkartılmasıyla ayakta bir süre durabildi. 3 dakika sonra ise gururuyla yıkıldı.