kozmofol

Posted in bahçe by enip on 30 Ağu 2009

aslaaward_crackgarden2

Amerikan Peyzaj Mimarları Birliği’nin 2009 ödüllerinden birini kapan CMG tasarımı bu bahçeyi gördüğümde dahiyane bulmuştum fikri. İzbe bahçe, yamalı betonun üzerine hiltiyle açılan kırıkların bitkilendirilmesiyle yepyeni bir yüze kavuşmuş. Kökler için minumum şartlar sağlandığında üzerleri betonla kaplı olsa bile büyümeleri olanaklı olabiliyor.

Kaldırımlardan, geniş bırakılmış derzlerden çıkan otları dürüst ve azimli bulduğumdan çok severim zaten. Ama sevgim benim çoğu zaman da şaşırtır. Geçenlerde yazlıkta tenis kortunu delip çıkan yabani otları gördüğümde dehşete düştüm. Tamam hadi asfalt altyapı aşınmış diyelim, ama bunun altında detayı var, sıkıştırılmış zemini var, detay bilenlerin bildiği katmanlar var ne bileyim..

Tenis kortunun resmini çekip getireceğim bir dahaki sefere.

crackgarden-01

aslaaward_crackgarden4

aslaaward_crackgarden3

cracked garden

Reklamlar

metrobüse binebilir ve bunu sevebilirim

Posted in metrobüs, toplu taşıma by enip on 27 Ağu 2009

Belediyenin beğendiğim, beğenmediğim ve ne düşündüğümü bilemediğim 3 tip uygulaması var. Bazen neye niye karşı olduğumuzu unutup kısıtlı politik söylemlerin esiri olmayagörelim, kendimize yabancılaşıyoruz. Hayat da sıkıcı oluyor yabancılarla konuşmak ta. Sıkıcılaşmadan yiğide yiğidin hakkını verin. Ama maruzatım bugün metrobüs. Kimseye verdiğim de yok.

Çeşitli sebeplerle yakın zamanlarda İstanbul’da şimdiye kadar hiç işimin düşmediği muhitlere gittim. Bir kısmı yeni metrobüs hattındaydı. Başlarda çok önyargılı olmama rağmen fikirlerim zamanla değişti, kullanıcı oldukça beynim yıkandı.

Sabah ve akşamüstü en yoğun,  gündüz daha sakin saatlerde ve haftasonu da kullandığım araçların rahatlığı, toplu taşıma kullanan biri için tar-tı-şılmaz. Tabii enteresan durumlar da yok değil; Her bir aracın taşıdığı yolcu kapasitesinin fazlalığı, araçların ardı ardına gelmesine rağmen özellikle iş gidiş dönüş saatlerinde yaşanan sıkışıklık çok acayip. Bir kulise göre  “varoşlardan kente insan taşıması” da (Hürriyet) bu hattın özelliklerinden biri. “Halk metrobüse hücum etti vatandaş toplu taşınamıyor” gibi bir durum.

Ayrıcalıklı yol evet yeni bir buluş değil; raylı sistem döşenebilirdi de o kavşaklar, eğimler, dönemeçler nasıl olurdu o zaman bilinmez; Hollanda’nın kullanmadığı otobüslermiş de bize kakalamışlar gibi gündemler var. Kendi fikrimse birçok şeyde olduğu gibi bunun için de net değil. İlk duydum adını sevmedim; sonra baktım büyüklerim eleştiriyor, hemen onlara hak verdim; inşaatı günü gününe izledim, hayran kaldım; yolun düzenini bozup emniyet şeritlerini daralttılar, gücendim; tedavüle girdi, ben bu trafiğe yıllarımı vermişim bana yol açmamış, haspam gelmiş rüzgar gibi geçmiş diye sinirlendim; bindim seviverdim.

Sonuç C tipi uygulama; ben kullandım, memnunum. Yine olsa yine kullanırım. Çekimser.

ha bir de şöyle bir mevzu vardı: Hurdabüs

redefining urban spaces

Posted in Kategorilenmemiş by enip on 22 Ağu 2009

Adriaan Geuze’nin söyleşisi için.

park(ing) day ve critical mass

Posted in Kategorilenmemiş by enip on 18 Ağu 2009

Rebar’ın her yıl düzenlediği, kamusal alanda araçların park ederek yayadan çaldığı alanları gerçek “park”lar olarak kullanma etkinliği Park Günü bu yıl 19 Eylül’de vuku bulacak.Ve benim bununla ilgili bir hayalim bir süredir var.

Evimin dibinde olmasına rağmen hiç rasgelemediğim, her ayın son cumartesisi bisiklet ve yaya hakları için gerçekleştirilen sessiz etkinlik olan Critical Mass de Park Günü ile benzer sava sahip. Adından anlaşıldığı üzre uluslararası bir etkinliğin İstanbul ayağı, ithal format olan “kritik kitle” eylül ayındaki etkinliğini 18 Eylül’e, uluslararası Park Günü’ne denk getirse, aynı gün sahil şeridinde ve Bağdat Caddesi’nde beraberinde park günü ilan edilse ne güzel olur. Difüzyon, imkanmekan gibi gruplar önayak olabilir buna.

pd2009_poster_commemorative

kentsel dönüşümde düz vites

Posted in Kategorilenmemiş by enip on 15 Ağu 2009

2000’lerle birlikte nüfus artış hızındaki yavaşlamanın ve 50 yıldır İstanbul’da yoğunlaşan sanayileşmenin desantralize olmaya başlamasının da etkisiyle derme-çatma yapılaşma ihtiyacının baskısını üzerinden atmaya başladı İstanbul. Ve sıra artık 50 yıldır oluşan stokun kendini yenilemesine geldi. ‘Kentsel dönüşüm’ dediğimiz şey de bu yeni eğilimden başka bir şey değil.

Son haftalarda TOKİ’yle görüşmesiyle gündemde olan Sulukule Atölyesi ve Stop projesinin tetiklemesiyle, kentle ilgili her ana başlığın alt başlığı, ajandaların vazgeçilmezi olan “dönüşüm projeleri”nin farklı bir boyutu tartışılmaya başladı. Ayşim Türkmen’le İhsan Bilgin’in konuyla ilgili söyleşisi bahsedilen dönüşüme gelinene kadarki süreci ele alıyor ve bugün karşı karşıya olduğumuz “dönüşümün dönüşümü”ne -Ayşim Türkmen bunu vites değişikliği olarak nitelemiş- yakın olduğumuzu vurguluyor. Tavsiye ediyorum.

Sulukule Atölyesi’nin yeni gündemini kaçırmış olanlara ayrıntılı bilgi şurada.