kozmofol

peyzajda kompleksin adı: ben hiç bitki bilmem

Posted in peyzaj mimarlığı by enip on 29 Eyl 2010

Yeni nesil peyzaj mimarlarının kendilerini gerçek tasarımcı ilan etmelerinin ses bulmuş halidir “ben hiç bitki bilmem”. Meali “bitkiyi ben bilmem ziraatçi bilir, ben yalnızca tasarlarım, bitkiyle mitkiyle uğraşamam” oluyor genelde. Bu insanlar genellikle İTÜ, Bilkent ve Yeditepe mezunları; lisans boyunca mimarlıktan tarihe, tasarımdan konstrüksiyona, kuramdan planlamaya, ekolojiden fotoğrafa uzanan bir eğitim görmüş arkadaşlar. Neden bilinmez ama mezun olduklarında hiç bitki bilmezler. Bilinmemesinde bir sorun yok, okulda verilen bitki eğitimi çok sınırlı zaten. Kaldı ki “lisanstan mezun olduğunda kim ne biliyor sanki” diye düşünerek çok ciddiye alınmayabilir ama ben benzer tepkilerle başka mecralarda da karşılaşıyorum. Bunun bir üstünlük aracı olarak kullanılıyor olmasına takıkım. Bu konuda kaygım büyük. Komplekse ve kibire olan tahammülüm de bir o kadar az.

PEYZAJ ZİRAAT Mİ SANAT MI YOKSA MİMARLIK MI?

Peyzaj mimarlığı eğitimi dünyada ve Türkiye’de 3 ana ekolde verilir. Ziraat/orman fakülteleri, mimarlık fakülteleri ve güzel sanatlar fakülteleri olmak üzere verilen eğitimin anlaşıldığı üzere ana bilim dalıyla ilgili tam olarak bir ortak yakalanamamış, bu yüzden her fakülte kendi farklı eğitim modelini uygulamakta ve ağırlığı başka uzmanlıklara çekerek mezun olduğunda farklı dillerde konuşan peyzaj mimarları yetiştirir. Akademik eğitime ek olarak meslek yüksek okullarında da 2 yıllık peyzaj teknikeri yetiştiren bölümler de mevcut.  Türkiye’nin ilk peyzaj mimarlığı bölümü Alman ekolüyle kurulmuş Ankara Üniversitesi ziraat fakültesi kapsamında kurulmuş. Uzun yıllar peyzajı ziraatten ayırmak için didinmişler. Bugün okulların dağılımına ve yetişen öğrencilere baktığımızda fakültelerini ve aldıkları eğitimin hararetle en doğru peyzaj eğitimi olduğunu savunan, bir ötekisini kötüleyen öğrencilerle karşılaşıyoruz. Biri “bitki olmadan peyzaj olmaz kardeşim” diyor, öteki “peyzaj orman fakültesinde verilmelidir” diyor, bir öteki “peyzaj başlı başına bir sanattır” diyor, beriki “peyzaj mimarlıktır mimarlık kalacaktır ben bitkiden bilmem” diyor. Ha bir de Bilkent mezunlarının “ben kentsel tasarım okudum, biz hiç peyzaj görmedik okulda, bizi mimarlar yetiştirdi” savları var ki benim en sevdiğim, en mantıklı bulduğum fikir budur! Tam bir zeka parıltısı!

Türkiye’de kentsel tasarım diye ayrı bir meslek dalı olmadığını tartışmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Yalnızca adı var. Bir ucundan plancılar çekiyor, öteki ucundan mimarlar plancılara “siz ne anlarsınız” diyor. 2-3 fakültede yüksek lisans eğitimi şehir ve bölge planlama ana bilim dalına bağlı olarak veriliyor, bir tek İTÜ’de 3 bölüme bağlı olarak çok disiplinli olma iddiasında bir program kapsamında eğitim veriliyor. Ne idüğü belirsiz bana göre. Bu ayrı bir tartışma konusu.

ANLIYORUM AMA KONUŞAMIYORUM

Aynı şekilde mimarların tavrına ne demeli? Her gördükleri otu böceği sorup “bu ne bu ne bu neeaaee?” diye sormaları da bir o kadar abes. Bir keresinde ben de delirmiş “bahçevanmıyım ben yaaaa ühüh” diye tepki vermiştim. Ne gereksizmiş. Ama uzunca bir süre bitki bilmenin neresi ayıp, bilmemenin neresi havalı diye düşündüm. Bunun mesleğinden utanan, mimarlık okumaya gelip okuyamamış, bitki bilmeyince mimarlığa ya da sanata daha yakın durduğunu sanan küçük akıl oyunları olduğunu kavradım.

Ama peyzajcılar n’apsın? Bir keresinde yakın bir arkadaşım ise “aa siz kesit çiziyor muydunuz?” diye sormuştu, ben de “yok biz sadece resim yapıyoruz, desen çalışıyoruz, iyi oluyo baya” demiştim ki bir kısım peyzaj mimarlığı gerçekten buna meylediyor, biz olmaması için çabalıyoruz. Mimarlar konuya o kadar ilgisiz ki -yalnızca peyzaja değil iç mimariye, çoğunlukla planlamaya ki bence en vahim kısmı bu- günümüzde mimarlık camiasının tek aktörlerini kendileri sanmak gibi geri kalmış bir düşünceyle bugün var olmaya çalışıyorlar. Bu her şeye yetmenin gerektirdiği ilgi ve bilgiden ise yoksunlar. Yetersiz kaldıkları noktalarda “bilmemkimin işi o” deyip kaçıyorlar. Dünyada ne olup bittiği hakkında azbuçuk fikir sahibi olanlar ise bu coğrafyada, bu kompleksi ve meslekler arası kaçınılmaz iktidar yarışını hak edecek derece geri olduğumuzu ama yine de son yıllarda hızlı gelişmelere şahit olduğumuzun farkında.

Öte yandan peyzaj mimarlarının durumunu çaresiz bulmamak elde değil… Kendilerini ortaya koymak adına “ben bitki bilmem”, “bunu ziraatçılar değil biz yapmalıyız”, “herkes meslek alanımızı işgal ediyor”, “mimarlar bize alan tanımıyor”, “şehirciler peyzajdan ne anlar”, “peyzaj sanat mı mimarlık mı”, “en iyi eğitimi hangi fakülte veriyor?” gibi cevabı olsa da faydası olmayan sorulardan sıyrılıp kendilerini işleriyle ortaya koymalı. Dövünüp şikayet etmenin anlamı yok. Yeni ve 20. yüzyılın ikinci yarısında meslek olarak ayrılmış her alan gibi kendini ispatlamaya, kendine bir niş bulmaya ihtiyacı var. Az laf çok iş lütfen diyor ve peyzaj mimarı akranlarıma sesleniyorum;

Bitki bilmemek değil öğrenmemek ayıp.

Reklamlar

7 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. panayot said, on 05 Eki 2010 at 18:34

    yazıda genel olarak ”peyzaj ziraat mi sanat mı yoksa mimarlık mı?” sorusu üzerinde dönüyor fikirler, cümleler… ‘sorun’u ortaya koyuyorsun, güzel. fakat çözüm nedir? senin bu soruya bir cevabın var mı? bunu sormaktaki amacım ”sen ne biliyorsun ki?” gibi çirkin bir tavrı ortaya koymak değil. gerçekten düşünceni merak ettiğim için soruyorum. ( ?) meslek rehberlerindeki tanımlardan bağımsız, nedir peyzaj mimarlığı?

    • enip said, on 05 Eki 2010 at 20:28

      bu yazı peyzaj mimarlığının ne olduğunu tartışmıyor; bitki bilmemeyi iyi tasarım yapmak sanan yeni nesil peyzaj mimarlarıyla dalga geçiyor. peyzajın ziraat mi sanat mı mimarlık olduğu konusunda herhangi fikir beyan etmedim. bana göre bu bayat bir tartışma ama kişisel fikrim bugünün peyzaj mimarlığının mimarlık olduğu, aynı zamanda ziraatin bilgisine, sanatın estetiğine sahip, bunları içinde barındırmayı ve kullanmayı bilen bir mimarlık olduğu.

      peyzaj mimarlığı “açık alan” tasarımıdır. bu açık alandan kasıt, kent boşluğu olabildiği gibi özel bir bahçe de ya da bir sokak da olabilir. peyzaj mimarı da ekolojiyi ve prensiplerini iyi bilen, yaşam alanları tasarlayan mimardır.

  2. panayot said, on 05 Eki 2010 at 20:51

    ama yazının giriş ve sonuç kısımları hariç tamamında pem’in ne olduğu/olabileceği ve öğrencilerin tavırlarından bahsedilmiş. yazıda pem’in ne olduğunun tartışıldığını söylememin tek sebebi bu. zaten bu yüzden ilk soruma ”yazıda -genel- olarak” diye başladım. ayrıca pem mesleğinde ciddi bir felsefe eksikliğinden söz edebilir miyiz? orman fakültelerinde orman mühendislerinden, ziraat fak.de ziraat müh.lerin ve mimarlık fak.de mimarların derslerine girdiği, az çok giren peyzaj mimarlarının da piyasada bir ay bile çalışmamış, akademiden yetişme olduğu ve zaten tercih yapan bir çok öğrencinin puanı yetmediği için mimarlık okuma hayalinden dönüp ”adındaki mimarlığa” kapıldığı bu mesleğin ciddi bir ‘manifesto’ya ihtiyacı olduğunu söylemek ne kadar tepki toplayıcıdır? kaldı ki bahsettiğiniz açık alan tasarımını kimi zaman bitkilendirme bile dahil mimarlar yapıyorlar.ondandır ki zaten mimarların belkide yüzde 90’ı bu mesleğe gıdım saygı duymuyor. bu durumda peyzaj mimarlığını ayıran noktayı bana biraz açıklar mısınız? sizi temin ederim ki ‘saldırmıyorum”, bu saldırı gibi görünen soruları gerçekten, fikirlerinizi merak ettiğim için soruyorum.

    • enip said, on 05 Eki 2010 at 22:13

      söylediklerinizde katıldığım noktalar var. evet bir kuram sıkıntısı yaşanıyor. buna bir sebep ortak bir dil oluşturulmuş olmaması, herkesin bu işe farklı bakıyor olması.
      bu mesleğin tercih edilişindeki sebep de bahsettiğiniz pay bulunuyor evet. bundan ben de bahsettim. lisans düzeyinde ise herkes geçiş yapma derdinde, çap yapan kendini kurtarmış sayıyor. arda kalanlar da sıyrılamamış olanlar olduğundan işi sahiplenecek heyecanı duymuyorlar. burada sıkıntı var ki ben bunu mesleğin hala kendini ispat edememiş olmasına bağlıyorum. bunun sebepleri çeşit çeşit; içeriden bakınca tüm peyzaj mimarlarının bu işi aynı tarif etmediğini, dışarıdan bakınca ise peyzaj mimarlarının bitkilendirme yapıyor olmaktan ileri gidemediğini gözlüyorum.

      mimarların bu alana saygı duymadığı gayet açık. peyzaj mimarı olduğum için bu konuyu iyi biliyorum. tanımlanmış bir boşluğu yeşillendiren birine saygı duyma güç olurdu zaten. ama mesele her zaman bundan ibaret değil. beraber çalışmada ben en büyük sıkıntısının peyzaj mimarının son aşamada dahil edilmesinde olduğunu düşünüyorum. bir yapı ya da mimarlık her neyse ortaya konan, konumu, bakısı tüm çevresel etmenleriyle değerlendiriliyorsa bence peyzaj mimarının işi burada başlıyor. sorun buradaki iş yapma kültürüyle de alakalı, tarafların yetersizliğinin yanı sıra. ama yine de projenin başında dahil olamıyorsa, dahil olduğu noktadan yönlendirici ve iyi diyalog kurarak projeye katkı sağlayıcı olmalıdır peyzajı mimarı. ancak bu şekilde kendini ve mesleğini ileri götürür. projeye katkı derken de her yere çim ekmek olmaması gerektiğinin altını çizeyim. hatta günümüzde olması gereken en son şeyin bu olduğunu düşünüyorum.

      yine de son yıllarda zorla da olsa bir tanışma-flört evresi olduğunu gözlemliyorum.
      bir önceki yorumda yaptığım tanımda burada olanı değil de, olması gerekeni tarifledim. bu konuda eleştirdiğim taraf mimarlardan çok peyzaj mimarları. şunu da söylemeden geçmem imkansız; mimarların sebebini anlaması güç olan bir egoları var. Ve gerçekten bunun da getirdiği önyargılarla beraber çalışmanın iyice zorlaştığını düşünüyorum. Bu alanda çalışan tüm disiplinleri hapsine almış bu kapalı zihniyetle çağı yakalayamıyoruz.

  3. panayot said, on 05 Eki 2010 at 23:38

    konum, bakı, çevresel ilişki, vs. gibi etmenleri göz önünde bulundurmadan mimarların yapı tasarladığını düşünmüyorum. dolayısıyla pem’in nerede dahil olması gerektiği konusunda bu yönde bir açıklama ne kadar doğru olur gerçekten bilemiyorum. fakat yarışmalarda ekip başı mimar olan projelerin baştan aşağı sert zeminden ibaret olduğunu da düşünerek, yapıların yeri ve sert zemin miktarının belirlenmesinde pem’in söz sahibi olmasının mantıklı olması mümkün. mimarların yaptığı tasarımlar ortada, çoğu peyzaj projesine bakarak mimar elinden çıkıp çıkmadığı üzerine tahmin yürütülebilir. eğlenceli de olur herhalde :) şaka bi yana, gerçekten ”mimar peyzajı” diye bir durum söz konusu sanırım. belki de ”mimar peyzajı” yüzünden ”peyzaj mimarı” var. bilemiyorum…

    mimarların egoları konusunda haklısın. zaha hadid ayakkabı tasarlıyor mimarlık dünyası kendinden geçiyor, lordumuz foster kendi yatını tasarlıyor eyvah mimarlık camiasında orgazm çığlıkları… hele bide o yatla bodruma gelirse… eyvaaahhh… bi kişide senin ayakkabıyla işin ne hadid? demiyor tabi… peyzaj mimarları yapsa denirdi sanırım. bina tasarlama yetkisiyle bütün bir tasarım dünyasına hakimiyet hakkı.. daha doğrusu bu hakkı elde ettiğini iddia etme lüksü. tuhaf…
    yalnız bu egonun haklı yanları da var. insanlık tarihinin bilinen geçmişinde ve muhtemelen bilinmeyen geçmişinde, beslenme, korunma ve barınma 3 temel ihtiyaç olmuştur, hala öyle ve olacakta… meslek doğrudan barınma, dolaylı yoldan da korunmaya hizmet ediyor. tarihin hangi evresinde evden önce bahçe tasarımı isteyen olmuş? sonuçta bu meslek, belli bir sosyal sınıfa hitap ediyor. karnı aç adamın zaten tasarımla güzellikle estetikle işi olmayacağı açık.

    her neyse, bu meslekte ciddi bir teorem eksikliği söz konusu. bu eksiklik giderilmedikçe, ”taş gediğine oturtulmadıkça” daha çok zaman tartışır, daha çok zaman işsiz kalırız diye düşünmekteyim.

    unutmadan, mimarların nev-i şahsına münhasır egoları konusunda bende iyi bilgiliyim, bende peyzaj mimarıyım.

    iyi geceler.

    • enip said, on 06 Eki 2010 at 06:14

      “konum, bakı, çevresel ilişki, vs. ” diyerek kısıtlanamaz elbette. bence ne demek istediğimi siz iyi anladınız.
      benim etrafımdaki pek çok mimar bu verileri iyi okuyamıyor, kullanamıyor. yaşınızı bilmiyorum, ben kendi jenerasyonum için konuşuyorum.

      ilginize teşekkürler

  4. tasyap maden said, on 10 Kas 2010 at 14:34

    Peyza konusunda karşıma çıkan nedenlerden bir tanesi peyzaj işeri ile alakası olmayanlar ben peyzajcıyım diye iş almaya hatta aldıkları işide rezil etmek için ellerin gelen her şeyi yapıyolar
    Bize göre herkes kendi uzmanlık alanında hizmetler verirse her şey daha güzel
    TAŞYAP MADEN granit,bazalt andezit


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: