kozmofol

heves

Posted in gif, isvicre by enip on 22 Kas 2012

Yeni takıntım GIF. Burası da proje alanım Erstfeld.

fürst pückler, central park ve peyzajın ruhu

Posted in Kategorilenmemiş by enip on 17 Kas 2012

… alles ist anders als an anderen Orten.

Aklıma kazanmış birkaç peyzaj projesi var, bunlardan biri de Doğu Almanya’da Cottbus yakınlarındaki Muskauer Park. 2006’da Paskalya tatilinde ziyaret ettiğim çok yakın bir arkadaşımın ailesiyle, peyzaj mimarıyım diye elimden tutup götürdüğü bu parka tutkunluğumun iki sebebi var. Birincisi döneminin bahçe saplantılı zengini Fürst Pückler’in bataklık arazisine kurduğu dönümlerce arazide yarattığı vaha. Üç-beş değil yüzlerce ağacın çeşitli coğrafyalardan transplante edilerek yaratılmış, 19. yüzyılda Pückler için adeta bir oyun alanı olmuş, tüm servetini harcadığı bir park burası. Tarzı için eklektik denilebilir, içerideki yapay göletin ortasında iki piramit bile var, uzakdoğu esintilerini hiç saymıyorum, döneminin olmazsa olmazı. Tüm bu bileşenlerin rasgele serpildiği de düşünülmesin ağaçların boyutları konumları, yaratılacak etki ve görüntü gayet prezisyonlu bir biçimde Pückler tarafından hesaplanmış. Bugün parkın içinde bu bilgiler olmaksızın dolaştığında 200 yıl evvel, büyük inşaat başlamadan öncesini tahayyül etmek imkansız.

İkinci sebep ise daha güncel, parkın ziyaretçilere sunumuyla ilgili. Alanın girişinde, zamanında Pückler’in evi olarak kullanılmış yapı bugün müzeye dönüştürülmüş durumda. Bu tür alanlarda müzelere rastlamak çok ilginç değil ancak burayı özel kılan müzeden çok parkın tarihini ziyaretçilere aktaran reproduksiyonların niteliği. Parkın yapılışından, o dönemdeki yaşantıya ve Pückler’e de ait kesitleri içeren bu sunumlar yanlış hatırlamıyorsam Pückler’in gönül ilişkilerinden bile anektodlar içeriyordu. Yalnızca parkı anlatan bu küçük müze tarihi bir park için şimdiye kadar görmüş olduğum en çağdaş anlatım teknikleriyle kurulmuş, sadece gravürlerle planlarla değil, sesle, pek çok projeksiyonla bir yerleştirmede sunulan video ile, kolajla çok başka bir deneyim yakalanmış. Projeksiyonları bugün hala hatırlamamın sebebi de bu güçlü anlatım. Hepsi bir yana etkileyici olduğu kadar da eğlenceli olması tüm ziyaretçilerin bahçey ile tam olarak anlayamadıkları bir romantizmden öte bir bağ kurmalarını sağlıyor, tarihi bahçe ile aradaki yaş farkından değil doğru köprüleri kuramamaktan kaynaklı mesafeyi kaldırıyor.

Pückler Park’ı yeniden aklıma, XXI’in bu ayki sayısında Hülya’nın moderatörlüğünde Belkıs Uluoğlu, Aykut Köksal ve Mehmet Kütükçüoğlu ile mimarlık-yerin ruhu (genius logi) üzerine yapılan yuvarlak masa toplantısını okumamın ardından düştü. Mimarlık üzerinden bu tartışma yapıladursun peyzaj söz konusu olduğunda -kentsel ve kültürel peyzajı bir yana koyuyorum- bu tartışmadan çoğunlukla uzak kalıyoruz. Her gördüğümüz yeşili de Nuh tufanından beri orada büyüyegelmiş sanıyoruz. Bu derece kolay yok edebiliyor olmamızın da sebebine ulaşabilir bu yaklaşım.

 

To interfere as little as possible but on the other hand to increase and develop landscape effects

Öte yandan bu sıralar kulaktan dolma bilgilerle yarım yamalak aşina olduğum yayınları tarıyorum ve bir süredir de Delirius New York‘ta duraklıyorum. Koolhaas’ın zehir zemberek eleştirileri, geçen seneki New York gezimi de sindirmeme yardımcı oluyor. Yukarıdaki cümleler Manhattan’da tetris tamamlanmadan önce tarihin en büyük kentsel deneyini gerçekleştiren karar mercilerinin panik halinde bir park yapmaya karar vermelerinin ardından bir proje tanımı olarak beliriyor. Central Park, o ben de dahil hepimizin hayran olup tapındığı gridler arası dikdörtgen parka Koolhaas şöyle diyor:

 

Central Park is a synthetic Arcadian Carpet. A catalogue of Natural Elements.

yeni blog

Posted in Kategorilenmemiş by enip on 16 Kas 2012

Kozmofol’e kardeş geldi! ETH’da grup olarak yaptığımız işleri ve enstitüdeki gündelik haberleri bir blogda toparlıyorum. Haberler orada, sahne arkası ve eleştirileri yine burada olacak.

http://blogs.ethz.ch/girotmasla1213/

balıkgözümden isviçre’nin dağı taşı

Posted in peyzaj by enip on 07 Kas 2012

Geçtiğimiz hafta Zürih’in batısındaki Einsiedeln kentinde 3 günlük bir atölye çalışması gerçekleştirdik. Burası da böyle, n’apalım.