kozmofol

bye bye natüralizm

Posted in peyzaj mimarlığı by enip on 25 Ara 2012

Peyzaj mimarlığının ajandası son onyıldır ciddi bir yapılanmadan geçiyor. Süregelen tartışmalarda yalnızca bu işin sınırları ve yeni alanları değil, estetiği ve sunum teknikleri de tartışılıyor ki buna en geleneksel araç olan plan gösterimi de dahil. Türkiye’de bu tartışmanın neresinde olduğumuzu okuyamıyorum. Yine de yarışmalara, öğrenci projelerine, uygulanan işlere bakınca gözüme çarpan ve olumlayabileceğim tek nokta detaylardaki incelmişlik olabilir. Bunun dışında mesleğin nerede durduğuna ilişkin hala mimar ve plancılarla kavga etmekten bu güncellemenin uzağında kaldığımız gibi kendi gündemimizi de oluşturamıyoruz. Az önce okuduğum bir makaleden kısa bir not;

John Dixon Hunt, 18. yüzyılın sonlarına doğru baş gösteren İngiliz bahçe akımını hedef göstererek, ortaya koyduğu pitoresk duruşun peyzaj mimarlığının ilerleyen dönemde modernizmde ve de cebelleştiği sorunlarda kendini konumlayamamasına yol açtığından söz ediyor. Bu pozisyon sorununu da meslek yapısının 20. yüzyılda kaçırdığı en büyük fırsat olduğunun altını çiziyor, havaalanları, otoyollar, demiryolları gibi altyapı projelerinde eksikliğine vurgu yaparak. Burda söz ettiği bitkilendirme değil tabii ki!

Demem o ki peyzaj mimarının, ayak uydurmak istiyorsa doğayla romantik ilişkisini bir kenara koymasının vakti geldi de geçiyor. Doğayı taklitten, doğayı şehre getirmekten, yarımyamalak ekolojik önerilerden ya da kullanıcıya bilindik yeşil çerçeveler sunmaktan öteye geçebilmeli artık.

woman in the dune

Posted in film by enip on 23 Ara 2012

woman_in_the_dunes-10

Woman in the Dune, 1964 yapımı bir Japon filmi. Kumul alanda geceyi geçirmek zorunda kalan bir adamın tuzağa düşürülmesiyle başlıyor. Ardından içine düştüğü çukurdan (aynı zamanda tuzaktan) kurtulmaya çalışırken mücadelesini izliyoruz.  Gezginin kurtulmaya çalıştığı çukurun, filmin ikinci karakteri olan kadının evi ve yaşam sebebi olması yaşanan gerilimi daha da perçinliyor.

Filmde konu edilen mücadelenin psikolojik ve fiziksel boyutları olduğunu düşünürsek, fiziksel boyutun muhattabı olarak kumul alanlar ön plana çıkıyor. Ana karakteri tırmanmaya çalışırken ve her seferinde çabasına yenilirken görmek bu peyzaj yapısına romantik bir yaklaşımı da tuzla buz ediyor.

Peyzaj için izlenmesi gereken filmler diye bir kategori yapacak olsam listeye tepeden düşer Woman in the Dune.

woman_in_then_dunes_04

öğrencinin zamanı ve sonsuz bahaneler

Posted in not by enip on 13 Ara 2012

Yeniden okul ortamlarına dönmek bana bazı gerçekleri hatırlattı. Bunlardan biri yalnızca öğrenciliğe mahsus olmadığını profesyonel hayatta gördüğüm  binbir türlü bahanesini işinin önüne koyan, en ufak bir aksilikte yetmeyen zamanına, kesilen elektiriğe vs sığınan insan modeli. Malesef bu huy değişmiyor, belki bir nebze törpüleniyor olabilir. Bahane uydurma, affa sığınma, yetersizliğini çeşitli sebeplerle örtme çabalarını kimde görsem o kişi adına utanırım. Ne olursa olsun “bu kadar yaptım” diyebilmeli insan. Öğrenciyken zaman her nasılsa asla yapılması gerekenlere yetmez. Sabahlanır, uykusuz kalınır, kendi kendi parçalanır da işer yetişmez. N’oluyorsa sanki! Ama asıl anlamadığım profesyonel deneyimi olan birinin okula döndüğünde cebinde kurumuş bahaneleriyle gelmesi. Nasıl işverenine “zamanımız yetmedi” deme lüksün yoksa öğrenci pozisyonuna geçtiğinde hocana bahane uydurabilme cüretinin bir açıklaması olmalı. Bu insanlar kimlerle iş yapıyor ya da o “zaman” herhangi bir koşulda yettirilebildi mi meraktayım.