kozmofol

taksim gezi parkı’na methiye

Posted in kamusal alan, kentsel mekan by enip on 24 Mar 2013

Taksim Gezi Parkı Derneği adlı bir dernek kurulmuş, tiyatrocular, sanatçılar, kültür endüstrimizin önemli isimleri destek veriyor. Taksim Gezi Parkı’nı yıkmayın diyorlar; ağaçları kesmeyin; parkın yerine inşa edilecek, şu an uygulaması çizilen, sonunda kuşkusuz bir ucube olacak ve en fazla 5 yıl sonra da hepimiz tarafından kullanılarak bu aksiyonu unutturacak heyulayı yapmayın diyorlar. Geç kalmış bir romantizm. Benim ilgilendiğim konu ise bir park için geç de olsa böylesine geniş tabanlı ve üstelik de çok başlı bir hareketin Türkiye’de ilk olup olmadığı (aklıma bir tek Kuzguncuk Bostanı geliyor). Ve hemen ardından keşke diyorum keşke bu hareketi yalnızca Taksim Gezi Parkı’na adamasalardı. Çünkü Taksim Gezi Parkı bir kamusal açık alan olarak, bir kent peyzajı olarak Türkiye’de yaşanan kaybın ne ilki ne de sonu. Yalnızca görünürlüğü itibariyle bazı akılların uyanmasına sebep oldu.

Gezi Parkı benim 7 sene okuduğum okulumun dibi. Her gün yanından geçtiğim ve okuduğum sırada peyzaj mimarlığı derslerine ne enine ne de boyuna konu olmuş, yani büyük başarısızlığı yalnızca kent “aktivistlerinin” değil kente soru soran mimarların da görmezden geldiği bir hayalet parktı. Tüm zorlamalara rağmen hala da öyle. Yalnız gündem yüzünden biraz daha agresif. 2007’de Difüzyon aktifken bu alana dikkat çekecek, kullanımını ve potansiyellerini hatırlatacak etkinlikler düzenlemeyi tartışıyorduk ki Herkes için Mimarlık ekibinin geçen sene yaptığı Gezi Parkı Şenlikleri’ne azcık benzer planlardı. Fikir sonunda olgunlaşamayıp rafa kalkmıştı ama bu görünmez parkın niteliği aynı kaldı. Bizim çıkış noktamız bugünkünün aksine parkın bir sermaye saldırısına uğrama olasılığı değil insanların parklarda yatıp yuvarlanmayı unutmuş oldukları gibi bu parkın da onları beklediğini hatırlatmaktı. Ancak bu zeminde kamusal alanı yaşatabileceğimiz ve daha fazlasını kent yönetiminden talep edebileceğimiz bir kullanım hacmi oluşturabilecektik. Bu sebeple bugün 1 seneyi aşkındır süregiden tartışmalara hala baktığımda Taksim Gezi Parkı’nı ancak bir detay olarak görüyorum. Bu dernekler kuruluşlar kaybettiğimiz alanları değil, kaybettiğimiz gözümüzün önündekini görebilme yetisini yeniden kazandırmalılar. Açık alan şenlikleri hep sürmeli, ama yanlızca Taksim’de, Haydarpaşa’da değil. Politik bir hamlenin hedefi olmadıkça aklımıza gelmeyen başka onlarca alan var. Buralara zaman varken kafa yormalıyız.

Özetle şu an var olan ve artacağını umduğum taban hareketlerinin vizyonu, kent yönetiminin tecavüzüne maruz kalan alanlarla sınırlı kalmamalı. Bunu önerirken bir tür pasif direnişten söz etmiyorum. Malesef bu alanlar için mücadele etmek zorundayız Türkiye’de. Peki ama neden? Meselenin özünü kamusal kültür ekseninde ele almalı, dahası aktivizmin enerjisini daha geniş bir alana aktarmalıyız. Biz hangi kamusallıklara tabiyiz? En kamusal bildiğimiz alanların kamusu kim? Bu iki sorunun yanıtlarında ortaklıklar var mı? Özetle ne Taksim Gezi Parkı Derneği‘nin ne de Herkes için Mimarlık platformunun çabaları, şayet bu ekseni uzun vadede ele almıyorlarsa dişe dokunur olmayacaktır. Ancak bu hareketi yaygınlaştırırlarsa İstanbul’daki geleceğimize biraz umut bağlamanın vaktidir.

Bu iki gruba destek vermek için

Taksim Gezi Parkı Derneği

Herkes için Mimarlık

Reklamlar

Bir Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. ESSB (@aksiavokado) said, on 24 Mar 2013 at 20:26

    Ankara Güvenpark için benzer toplu hareketler yapıldı.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: