kozmofol

peyzaj nedir bahce nedir?

Posted in bahçe, peyzaj, peyzaj mimarlığı, peyzaj teorisi, söyleşi by enip on 14 May 2013

Gürsoy Ercan ile Emlak Dunyasi Dergisi icin yaptigimiz roportaj.

Gürsoy Ercan: Peyzaj nedir tam olarak? Neden hep olduğundan farklı anlaşılır?

Enise Burcu Karacizmeli: Olduğundan farklı anlaşıldığı konusunda çok haklısın. Türkçede kullandığımız peyzaj kökeni Fransızcaya dayanan bir kelime. Pays ve age olarak iki ayrı kökten oluşan bileşik bir sözcük. Ben Fransızca bilmesem de, Almanca ve İngilizce örneklerinde de benzer bileşik yapıyla karsılaştığımız için kelimenin görüşe, araziye, toprak parçasına referans verdiğini biliyorum. Türkçe karşılığının kafalarda net bir anlam uyandırmamasını da bu ithalat, köken sorununa bağlıyorum. Kelime olarak ilk kullanımına Avrupa`da 18. yüzyılda resim sanatında rastlıyoruz. Dönemin yerleşim alanları ve doğayla iliksilerini, kırsaldaki hikayeleri tasvir eden resimlere peyzaj resmi deniyor. Türkçedeki ilk kullanımını da 20. yüzyıl basında Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Mecmuası`nda görüyoruz zaten.

Bu anlam bulanıklığını kısaca bu köken sorunuyla açıklayabilirim. Profesyonel olarak peyzajın bugünkü anlamı; insanin algılayabildiği ve estetik ya da işlevsel olan açık alanlar olarak özetlenebilir. Peyzajın genellikle karıştırıldığı doğa kavramından ayrıldığı nokta da tam olarak bu estetik ve fonksiyon meselesi. Peyzaj mimarlığı ise tüm bu acık alanların planlamasını ve tasarımını üstlenmiş olan meslek disiplini. Peyzajın bugün kentsel peyzaj, kültürel peyzaj, kırsal peyzaj, doğal peyzaj gibi alt kategorilerini de görüyoruz meslek alanı dahilinde. Ve bunların her biri de farklı işlevleri ve kullanımları içeriyor. Bahçeler konusuna gelince suna açıklık getirmek gerek. Bahçe kavramı peyzaja kıyasla çok daha eski ve köklü. Antik dönemden itibaren bu alanların kültürel, özellikle de dini anlamlarıyla ön plana çıktığını görüyoruz kaynaklardan. Bugün peyzaj diye adlandırdığımız alanlar ölçek olarak bahçelerin boyutlarının çok çok üstüne çıkabiliyor. Bu yüzden içinde bahçeleri ve öteki kentsel açık alan sistemlerini de içeren, kapsamı anlam ve boyut olarak bahçeden çok daha büyük bir terim olarak kullanılıyor. Bu ilişkiyi düşününce de bahçeler için peyzajın ve peyzaj mimarlığının yapıtaşı diyebilirim kabaca.

GE: 10 metrekare bahçem var diyelim. Ne yapabilirim? Çözüm önerilerin neler?

EBK: 10 metrekarelik bir bahçede mevsimlik çiçekler, çalılar, yer örtücüler gibi bitkilerle ve doğal taslarla hem kullanımı kolaylaştıracak hem de görsel açıdan konfor sağlayacak bir düzenleme yapılabilir. Bu büyüklükte bir alanda küçük çapta bir sebze üretimi yapmak da mümkün. Bunun için önce toprağın ıslah edilmesini öneririm. Çapalama, havalandırma ve gübreleme daha verimli bir toprak için izlenmesi gereken işlemler. Havalandırma bahara doğru, gübreleme ise sonbaharda yapılır. Bunları göz önünde bulundurmak önemli. Yetiştirilebilecek sebzeler arasında marul, maydanoz, nane, soğan aklıma ilk gelenler. Toprak derinliğine bağlı olarak farklı sebzeler de yetiştirilebilir tabii ki. Gerekli derinliğin sağlanamadığı alanlarda saksı tarzında kaplar da kullanılabilir. Meyve ağaçları içinse nispeten daha geniş alanlara ihtiyaç var.

GE: Kişiye özel tasarımlar yapılıyor mu? Bu anlamda yardımcı olan kim var Türkiye’de? 

EBK: Evet, kişiye özel tasarımlar yapılıyor. Türkiye’de bu konuyla ilgilenen pek çok peyzaj mimarlığı ofisi var. Peyzaj mimarları kullanıcının isteklerini ve mekanın koşullarını, mimari sınırlamaları ve fırsatları göz önünde bulundurarak çözümler önerirler. İyi ve sürdürülebilir bir bahçe için bitkilendirmeyle birlikte düşünülmesi gereken, örneğin, sulama, aydınlatma gibi teknik uygulamalar var. Bu yüzden peyzaj mimarları hizmet verirken tasarımlarını mühendislik çözümleriyle birlikte sunarlar.

GE: Senin sevdigin bahceler hangileri Türkiye´de?

EBK: Türkiye`de farkında olunmayan köklü bir bahçe kültürünün olduğunu söylemeliyim. Bahçe deyince akla ilk Osmanlı döneminden kalma saray bahçeleri geliyor. 19. yüzyılda batılılaşma etkisinde yapılmış çok değerli alanlar bunlar. Bahçeler bakıma, ilgi alakaya her daim muhtaç olduklarından bozulmaya hatta yok olmaya çok elverişli mekanlar. Saraylar bahçeleriyle bütün olduğu için bu örnekler günümüze ulaşmış en belirgin tarihi bahçe örnekleri. Bahçeler de ayni mimari ve sanat gibi dönemlerinin hakim sosyal ve kültürel koşullarından etkilendiği için farklı stiller ortaya çıkmıştır. Osmanlı saray bahçelerinin stillerinden söz etmek gerekirse Barok ve natüralist akımların görünür olduğunu görüyoruz. Batılılaşma öncesi Osmanlı bahçeleri hakkında ise ne yazık ki yalnızca gezginlerden, ressamlardan kalan yazılı ve görsel kaynaklardan bilgi edinebiliyoruz. Görülmesi gerektiğini düşündüğüm bahçeler olarak aklıma gelenler Istanbul`da Yıldız Parkı, Beylerbeyi ve Dolmabahçe saraylarının bahçeleri, Ihlamur Kasrı`nın bahçesi gibi tarihi örnekler. Sabancı Müzesi`nin bahçesini çok beğeniyorum. Peyzaj tasarımı çok özenle yapılmış ve muazzam fıstık çamlarını ve teraslarını mutlaka görmek gerek. Şifalı bitkilerle ilgilenenlere Zeytinburnu tıbbi bitkiler bahçesini öneririm. Baltalimanı’ndaki Japon bahçesi ise Uzakdoğu kültürüne merak duyanlar için ilginç olabilir. Bahçeköy`de Atatürk Arberetum’unu bitkilerle ilgilenenler kesinlikle görmeli; her zaman rastlanılmayan özgün türler var ve ayni zamanda da bilgilendirici. Son olarak da Büyükada`daki evlerin bahçelerini söyleyebilirim. Bu özel alanlara giriş yapmak mümkün değil ama baharda Adalar Müzesi`nin düzenlediği bahçe turlarında gezme şansı yakalanabiliyor.

Reklamlar

francis bacon’dan bahçeler üzerine

Posted in bahçe, deneme by enip on 14 Eki 2012

Francis Bacon’un denemeleri kurumlara, insanlara ve ilişkilere dair yanıtını bulamadığım pek çok soruya bir rehber niteliğinde benim için. Denemelerinde bahçelere de yer var ve şöyle başlıyor:

Yüce Tanrı bir bahçe dikerek işe başladı. Gerçekten de bir bahçe en katıksız insanca kıvançların kaynağıdır. İnsan ruhunu en güzel o yeniler, onsuz konaklar saraylar kupkuru birer el ustalığı olarak kalır. İnsanların, zamanla incelip uygarlaştıkça, güzel bahçelerden daha çok, görkemli yapılar kurmayı öğrendikleri göze çarpıyor; sanki bahçecilik daha yüksek bir ilerleme basamağıymış gibi.

derken Bacon devam ediyor, bahçe düzenlemesinde dikkat edilmesi gereken hususları sıralayıp, bitki türlerini bile sayıyor. Tür bilgisi öylesine zengin, metni aklımda canlandırırken duraksıyorum: şakayık hangisiydi? çuhaçiçeği mavi olan mı? Oscar Wilde’ın botanik bilgisinde de sınıfta kalmıştım. Bu kalemleri düşününce şimdinin mimarının tasarımcısının bitki bilmeyi küçümser tavrını hoş karşılıyorum – demek ki bu kitaplar okunmamış henüz diyerek.

Genel kültür düzeyinde bu botanik bilgisinin ardından önerilerinin Londra iklimine göre yaptığını da not düşüyor Francis Bacon. Plan şemasıyla ilgili tutumu ise nasıl da buyurgan! “Bahçe en iyisi dikdörtgen biçimde olmalı, dört yanı da kemerli, kocaman bir çitle çevrilmeli.” diyor.

Ben okulda hoca olsam Bacon’un bu denemesini ödev olarak veririm öğrencilere. Metnin görselliği çok yüksek, tasvirler çok zengin. Rahatlıkla bir plan şeması çıkartılabilir. Bitkilendirme tasarımı için de iyi bir sınav olması mümkün. Önce bahçelerle ilgili sonra da mutsuzluk, sevgi, tanrıtanımazlık, çekememezlik, kuşku, çirkinlik, dostluk, öfke ve övgü ile sorular sorardım. Ya da bir soruda hepsini. Bahçe bilgisinden daha önemli oldukları muhakkak.

Bacon’un denemeleri Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar dizisinin muhteşem kitaplarından yalnızca biri.

ilk proje

Posted in bahçe by enip on 30 Oca 2011

Henüz tamamlanmadı ama arkadaşlarımın ofisi için tasarladığım bahçe sonunda bir şeye benzedi. Heyecanımdan paylaşıyorum ki acemilik dönemi ilk uygulanmış proje olarak kaydı düşsün. lol


 

böyleyken böyle

the garden

Posted in bahçe by enip on 20 Ara 2010

Paul Klee, The Garden

mobil bahçe

Posted in bahçe, tren by enip on 04 Şub 2010

Sanatçı Joe Baldwin Şikago’da mobil bahçe tasarlamış.

Posted in bahçe by enip on 30 Ağu 2009

aslaaward_crackgarden2

Amerikan Peyzaj Mimarları Birliği’nin 2009 ödüllerinden birini kapan CMG tasarımı bu bahçeyi gördüğümde dahiyane bulmuştum fikri. İzbe bahçe, yamalı betonun üzerine hiltiyle açılan kırıkların bitkilendirilmesiyle yepyeni bir yüze kavuşmuş. Kökler için minumum şartlar sağlandığında üzerleri betonla kaplı olsa bile büyümeleri olanaklı olabiliyor.

Kaldırımlardan, geniş bırakılmış derzlerden çıkan otları dürüst ve azimli bulduğumdan çok severim zaten. Ama sevgim benim çoğu zaman da şaşırtır. Geçenlerde yazlıkta tenis kortunu delip çıkan yabani otları gördüğümde dehşete düştüm. Tamam hadi asfalt altyapı aşınmış diyelim, ama bunun altında detayı var, sıkıştırılmış zemini var, detay bilenlerin bildiği katmanlar var ne bileyim..

Tenis kortunun resmini çekip getireceğim bir dahaki sefere.

crackgarden-01

aslaaward_crackgarden4

aslaaward_crackgarden3

cracked garden

Gerilla Bahçıvanlık

Posted in bahçe, gerilla by enip on 27 Nis 2009

Gerilla bahçıvanlık (Guerilla Gardening), çevrecilerin oluşturduğu politik bir grup. Arazi hakkı, arazi reformu ve permakültürle ilgilenen aktivist çevrecilerin başlattığı oluşum, mülkiyetine sahip olmadıkları kullanımsız alanlarda bitki ekim ve dikimi yaparak eylemlerini gerçekleştiriyor. İhmal edilmiş, terk edilmiş alanların mülkiyetinin, yeni bir amaç uğruna kullanımları önerildiğinde değişebilir olmasını savunuyor. Grup üyeleri belirledikleri alanlara yasal olmayan biçimlerde ekim yapıp yeni çiçek ve sebze bahçeleri yaratıyorlar. 1973’de Liz Christy ve Yeşil Gerillalar Green Guerillas) grubu, New York’ta bir parkın harabe bir kısmını izinsiz bir şekilde bir bahçeye dönüştürmesiyle başlayan Gerilla bahçıvanlık, bugün aynı mantıkla, izinsiz alanlara, meyve ağaçları, meyvesi yenilebilir pereniyaller, park ve refüjlere çiçekler eken sivil hareketle devam ediyor. Bahçıvanlığın radikal bir biçimini ortaya koyan bu akım çoğunlukla kamusal kullanıma sahip alanlarda etkinlik göstermekte.

Amacın yaşadığımız alanları doğal ortama yakınlaştırmak ve sağlıklı kentlerde sağlıklı bireyler olarak yaşamaya giden yola yön vermek. Yöntem olarak grup içi malzeme, tohum, bitki, araç gereç gibi hazırlıklar, buluşmalar düzenledikten sonra harekete geçmeyi izleyen bahçıvanlar grup olarak da bireysel olarak da çalışabiliyor. Bu akımın bir takipçisi olmak için gruba üye olmak gerekmiyor. Yaptıkları çağrıda herkesin evinin çevresine, boş işlevsiz ve kötü görünen kamusal ya da özel alanlar üzerinde “gerillalık” yapabileceğini vurguluyorlar.