kozmofol

plastik poşet

Posted in çöplük, film by enip on 19 Oca 2013

Plastik poşet kullanmıyorum, eşrafımdan kimseye de kullandırtmıyorum. Eczaneden aldığım ağrı kesiciyi, bakkaldan aldığım kokakolayı, bujiteriden aldığım tel tokayı çantama atıyorum, elimde taşıyorum. Daha güzel oluyor öyle. Çevreci kardeşimle bu dünyaya bir faydamız dokunacaksa, bir iz falan bırakabileceksek eğer o da etrafımızdaki toplamda 10 yakınımızı plastik poşet alışkanlığından vazgeçirebildiğimiz olacaktır. Kardeşim İstanbul’da ben Zürih’te çalışmalarız halen sürüyor. Gerçi benim burda pek çalışmama gerek kalmıyor. Çünkü burda rüzgarda uçuşan plastik poşetler yok.

Her uçuşan plastik poşet bana illa bir American Beauty’i hatırlatır önce. Böyle olması da anlamlı belki, tüketim açısından. Ama Ramin Bahrani’nin kısa filmi Plastic Bag’i izlediğimden beri bu refleksim paradigma kayması yaşıyor. Peyzaj açısından da söyleyecek öyle çok sözü varki bu kısa filmin. Peyzajı salt yeşil, sulak, romantik, doğal, güzel ve mutlu böceklerle dolu bir ortam sanmayanlara tavsiyem olsun. Bazı noktalarda biraz romantizme savruluyor olsa da plastic bag çok şey söylüyor. Çok sevdiğim Werner Herzog’un o yine daha çok sevdiğim seslendirmesi de bonusu.

Reklamlar

zürih’in çöpleri

Posted in çöplük by enip on 19 Oca 2013

Şehir hayatının en büyük lükslerinden biri de apartman görevlilerinin her akşam  topladığı çöplerin nereye gittiğini düşünmemek. Akşam atılan (ya da atana teslim edilen) çöp -poşeti farketmez, migros olur tansaş olur- evin gündelik ritüelinin akşam yemeğinden bile daha sadık bir parçası değil de ne? Camları, kağıtları, organik atığı, pilleri ayırabiliyoruz, eski kıyafetleri verebileceğimiz de kurumlar var. Geri kalanı da gaz sıkışmasından patlayan çöplüklerle hatırlarız.

Bu mesele gibi hem bize bu kadar yakın ve görünür hem de bu kadar hayati ve çanları eli kulağında bir konu ben pek bilmiyorum. Yani atıyorum, bir küresel ısınma değil ne olup bitiğini tam tamına kavrayamadığımız. Ben kendime çevreci, aktivist falan asla diyemem, çöpünün nereye gittiğini düşünmeyene de demem. Bilinçsiz derim. Ama tüketim konusunda yıllardır dikkat ettiğim noktalar var. Japonya’dan kalma bir çöp ayrıştırma, plastik poşet kullanmama alışkanlığı mesela süregidiyor.  O yüzden bir önbilgim var ama yine de İsviçre’ye geldiğimden beri buranın insanı nasıl da kendi kalıbına soktuğunu hayretle gözlüyorum, bunun için sadece kendime ve benim gibi yeni gelenlere bakmam yeterli. Rekabet piyasasının hakimiyet kuramadığı tek pazar herhalde Zürih’te kullanılan çöp poşetleri. Belediyenin atık yönetimiyle ilgili departmanının belirlediği yalnızca tek bir tür poşet kullanma hakkı var. Bu poşetler, belirli noktalarda satılıyor, 16lt lik 1 tanesinin fiyatı 6TL’yi aşıyor. Böyle olunca Zürihliler çöplerini atmaya kıyamıyor, iyice dolana, çürüyene, hatta ve hatta kimi zaman sinekler uçuşmaya başlayana kadar o çöpleri atmıyorlar. Poşetler hemen dolmasın diye ayrıştırılabilecek herşeyi ayrıştırıyorlar. İğrenç mi? Aslında meselenin özünü düşününce hiç değil.

Belediyenin her mahalle için hazırladığı bir takvim var, bu takvimlerden ayın hangi günleri hangi malzemelerin toplanacağı belirtiliyor, bu belirli günlerde sözü geçen atık türü her neyse apartmanların önünde toplanıyor. Ayrıştırılan çöpler dışında atılan poşet çöplerininse belirlenmiş bir günü yok. Cam, pil, giysi gibi atıklar ise kentin belirli noktalarında toplanıyor. Ayda bir mesela, birikmiş şarap şişelerini sırtlanıp bu merkezlerden birine gidiyorum. Çöpümü atıp vatandaşlık görevimi yapmış gibi hissediyor evime dönüyorum. Bu ülkede hem deli danalar gibi vergi veriyor hem de belediyeye böyle böyle destek oluyor yurttaşı. Çok hoş.

Doğrusu geri dönüşümün ve çöp ayrıştırmanın tarihi tüm dünyada çok çoook eskilere dayanmıyor. Kaldı ki atık yönetiminin böylesini tüm Avrupa’ya genellemek İsviçre’nin pimpirikliliğine haksızlık olur. Ama bu mesele Türkiye için henüz ajandaya girememiş, ehemmiyeti olmayan bir altaltbaşlık. Belki birgünlerden birgün daha!!

İşte bu da benim mahallenin 6 aylık programı.

Clipboard01

pseudo park

Posted in çöplük, festival, park by enip on 07 Haz 2010

Urbanshit‘te gördüğüm bu grafitiler İtalya’daki Fame Festival‘den -birkaç ay önce post ettiğim küçük devler‘e de ev sahipliği yapmış olan- bir grafiti işi. Hislerime tercüman oldu; içi oyulmuş yeşil örtüler bizim parklar artık, kuşlar bile konmuyor üzerlerine.

İmza Blu

Patlayan Çöplük

Posted in çöplük, ümraniye, yenileme by enip on 05 Mar 2009

Bu dönemki proje dersimiz Hekimbaşı Ümraniye katık atık transfer istasyonunun kentsel tasarımı. 1993’teki kayma sonrası 25 kişinin ölümüne sebep olan alan aslında Türkiye’de çöp depoloma tekniğinin değişimine önayak olmuş. 1950’lere kadar tüm katı atığın denize döküldüğü İstanbul’da, çöplerin herhangi bir işlemden geçmeden, ayrıştırılmadan üstüste yığılması anlamına gelen vahşi depoloma metodunun uygulamaya geçmesi de yine bu yıllara denk düşüyor. 80’lerde ilk çöp yönetmeliğinin çıkartılmasını izleyen yıllar Anadolu ve Avrupa yakalarında belirlenen alanlara atıkların yığılmasını ve üzerlerinin toprakla örtülmesiyle geçmiş. Ümraniye çöplüğünün patlaması, alandaki yığınlar içinde sıkışan metan gazının çıkışı olarak yansıtıldı medyada. Belediye raporlarında ise bu felaket, gaz patlaması değil stabilizasyon probleminden (ihmalinden) ötürü kayma olarak açıklanıyor, hatta bununla ilgili çeşitli argümanlar sunulmuş.

1993’teki bu patlamadan sonra düzenli katı atık depoloma tekniğine geçilerek çeşitli bertaaraf yöntemleri arayışına girildi. Bugün evlerimizde ayrıştırmadan market poşetlerine tıktığımız atıklar yerel belediyelerin çöp araçlarıyla kapımızın önünden toplanıp transfer istasyonlarına gidiyor. Anadolu yakasında 3, avrupa yakasında 4 ayrı transfer noktasında sıkıştırılarak hacmi küçültülen çöp blokları buralardan düzenli depoloma alanlarına götürülüyor ve toprağa gömülüyor. Düzenli depoloma alanlarında belirli bir yatırım sonrası gömülü alandan elektrik üretimi yapmak mümkün ki dünyanın çeşitli yerlerinde bu uygulamalar yaygın biçimde görülüyor. Ümraniye çöplüğünün bir kısmı bugün, spor tesisi, rekreayon alanı olarak kullanılıyor. Dolgu alan ise patlamadan sonra temizlenip, üzerine toprak örtülüp kapatılmış. Elmalı Barajı’nın hemen yanında bulunan alanda bugün çocuklar koşup oynuyor, aileler piknik yapıyor. Çöplerin gömülü durduğu yumuşak toprak zeminde bitkiler bitmeye başlamış bile.