kozmofol

miyashita park ve parkın kamusallığı

Posted in kamusal alan, park, proje, tokyo by enip on 17 May 2013

Kimlerle aynı şehri soluduğumuzu unuttuğumuzda, birbirimize tolerans gösterebilmemiz için takatımız da kalmayacak. Parklar bu biraradalığın inşa edildiği, güncellendiği yerler. En azından öyle olmalılar.

Atelier BowWow geçtiğimiz hafta bir konferans verdi. BowWow’un esasında ‘havhav’ olduğunu belirteyim. Geçtiğimiz onyılda uluslararası arenada öne çıkan Japon mimarlık pratiklerinden biri BowWow ve de Japon mimarlığının modernizmi olan Metabolizm’in de çocukları. Metabolizm’i geniş zamanda irdelemeli ancak bu akımın Asya’daki ilk avangart hareket olduğunu ve savaş sonrası dönemde toplumu bağlayıcı bir gelecek vizyonuna dönüşerek, mimarlığın sınırlarını aşan bir kültür inşası haline geldiğini not düşeyim.

Atelier BowWow’un mimarlık pozisyonunun güncel ürünlerinden biri olan Miyashita Park‘ın proje süreci ve kamusal alana yaklaşımı beni özellikle heyecanlandırdı bu konferansta. Miyashita Park Tokyo’nun kalbi Shibuya’da var olan bir otoparkın üst kotunda; vaktinde de yeşil alan olarak tasarlanmış bir açık alan. Benim de 10 yıl öncesinden hatırladığım kadarıyla, 1 metrekare yeşilin bile gözden sakınıldığı şehirde kimseye cazip gelmeyen, hatta Hanami* zamanı bile rağbet görmeyen ender yeşil alanlardan biriydi.

2

BowWow’un konferansta anlattığı üzere; bu alanın yenilenmesine karar veren yerel yönetim proje için Nike’ın sponsorluğunu da beraberinde kabul ediyor ve süreç başlıyor. BowWow da projenin tasarımını üstleniyor. Mevcut parkın kent hayatının tercih edilir bir çekim noktası olmamasının sebebi Tokyo’nun evsizlerinin burayı ev edinmiş olması. Tokyo’daki büyük evsiz nüfusun bir kısmı nehir kenarında belirli bölgelerde kümelenmiş kendi barınaklarında yaşar. Bu alanlar şüphesiz yerel yönetimin keskin gözlerinin üstünde olduğu ancak hala kentin ta içinde olan alanlar. Alanı yenilerken ana kararlardan biri olarak evsizlere yeni bir yer ayrılmasında uzlaşılmış. Kentin çeperinde değil parkın tam da yanında. Böylece yeni alana istediklerinde dahil olabilirken barınaklarından da edilmemiş olmuşlar. Park açılalı 2 sene olmuş ve projenin bu sosyal boyutunun reklam ya da imaj aklama değil gerçekten hayata geçirilmiş olduğunu ve modelin işlediğini de fotoğraflarla gördük.

3

Nike’ın temsil ettiği sermayenin bu kamusal alan yenileme projesinin sponsoru olması kamuoyunda yankı bulmuş ve sürecin başından itibaren protestolara sahne olmuş Miyashita Park. Kamuoyunun çok haklı tansiyonunu çeşitli sunuşlarla ve proje açıklamaları ile destekli bir ikna süreci düşürmüş. Burda projenin bir tür şeffaflığı gözettiğini de anlıyoruz.

Öte yandan BowWow’un park için önerdiği yeni programda kullanıcıda çeşitlilik isteyen etkinlikler var. Tırmanma duvarı, kaykay parkı ve parklarda çok rastlamadığımız dans okulunu da bu küçük alana dahil etmişler. Bu noktada Nike’ın parmağını görmek çok zor değil. Alt kotla ilişki güçlendirilmiş, park daha davetkar bir hale getirilmiş. Bu stratejik kararlardan sonrası da tasarım.

Bu ölçeği ve kar amacı küçük proje çok çok önemli bir dönüşüm modeli. Öyle ki içinde arsız küresel sermayenin sözde kültür destekçisi temsilcisini de, toplumun marjinallerini de, yerel yönetimi de kapsıyor. Bu zor modeli üstün bir beceriyle oturtan da mimar. Bu da BowWow farkı.

Sözün özü şu; dönüşümün pozitif çıktıları da olabiliyor. Biraradalık tüm bu projelerin en mühim ve sağlanması en zor dengesi. Üstelik çoğu zaman tasarımcının hükmünün dışında kalıyor. Yine de bir hali mümkün.

 

*Hanami: Hanami (çiçek izleme) Japonya’da muazzam erik ağaçlarının (sakura) çiçeklenmeye başlamasıyla resmen baharın gelmesinin kutlandığı dönem. Yılın bu zamanı herkes parklara akın eder.

Reklamlar

tokyo ga

Posted in film, kentsel mekan, tokyo by enip on 22 Şub 2013

Japonlarin takintili tutkularina her konuda rastlamak mumkun. Kendilerinin olmayan geleneklere bile sahibini kiskandiracak denli tutunabilen bir kultur mevcut Japonya’nin en disa donuk, en gorunur merkezlerinde. Asiriliklari ve bu uc kosullarin koklu kulturleriyle olusturdugu buyuk tezat kilometreler otesinden Dogu Asya’ya mini cussesiyle meydan okuyan bir cekim noktasi haline getiriyor Japonya’yi. Bu cekim alaninin arkasindaki buyuk travmayi okumak, isteyene pek de zor degil. Wim Wenders’in 80’li yillarda cektigi Tokyo Ga adli belgesel bu durumu resmeden en guclu batili ornek olsa gerek. Tokyo Ga Wenders’in hayrani odugu Ozu’nun pesinden, onun evi, sahnesi, yasaminin ta kendisi olan Tokyo’ya gitmesinin hikayesi. Guzel olan ise belgesel filmin Tokyo’da sekillenmesi, ongoruldugunden baska boyutlara kayabilmesi. Ozu halen ana karakterken Wenders’in gozu Tokyo’nun nitelik acisindan yer yer Vegas’i aratmayan sentetik dokusuna kayiyor. Nedenlerini sorarken yeniden Ozu’ya baglaniyor, sonra yeniden Tokyo’ya ve tekrar Ozu’ya. Bu tur bir mekik filmi dokurken Tokyo’nun bosluksuz kent peyzajina bakiyor.

tokyo-ga-10

Tokyo Piknik Kulübü

Posted in kentsel mekan, piknik, tokyo by enip on 27 Nis 2009

Tokyo, tüm alt ve üst yapı sistemleriyle metropollerin örnek aldığı bir kent. Bu sistemler bütününde kentsel dokunun yoğunluğundan kaynaklanan bir açık alanlar sisteminden yoksun. Kişi başına düşen yeşil alan oranı 29,1 m2 olan New York, 26,9 m2 olan Londra gibi megapollere kıyasla Tokyo, 5,2 m2 oranıyla oldukça gerilerde kalıyor. Tokyo Piknik Kulübü (Tokyo Picnic Club) kentteki bu açık alan sıkıntısını dile getiren, konuyla ilgili projeler geliştiren bir grup. Mimar Hiroshi Ota, kentsel tasarımcı Kaori Ito ve müze yöneticisi Tomaharu Matsuda tarafından kurulan grup bugün peyzaj mimarları, tasarımcılar, grafik tasarımcıları, fotoğrafçılar, küratörlerden oluşan geniş bir topluluğu kapsıyor. Pikniği Tokyo`nun güncel koşullarında tekrar tanımlama amacıyla bir araya gelen grup üyeleri, menü hazırlamaktan etkinlik ürünleri tasarımına, yeşil alan koşullarını iyileştirmekten park yönetim sistemlerinin analizine ve peyzaj kalitesini irdelemeye uzanan projeler üretiyor, etkinlik ve sergiler düzenliyorlar.

2003`de peyzaj mimarı Hajime Ishikawa ile beraber kentsel açık alan sistemlerini değerlendirme amaçlı yaptıkları analizler sonrası Tokyo`nun diğer metropollere göre düşük olan kişi başına düşen yeşil alan oranının yanı sıra var olanların da kamuya açıklık konusunda problemleri olduğunu tespit eden grup, “Piknik Hakkı” (Picnic Right) sloganıyla tüm Tokyoluların açık alan kullanım hakkı olduğunu savunuyor. Grubun çalışmalarını sıradan bir organizasyondan farklılaştıran faktörse etkinliklerin birer peyzaj projesi gibi ele alınması; analizlerin yapılması, istatistiklerin çıkartılması ve ardından alana yönelik önerilerin geliştirilmesi. Açık alan kullanımının önemine dikkat çeken protesto niteliğinde piknik etkinlikleri ise tüm bu sürecin ardından gelmekte. “Kendi pikniğini düşün” (think for your own picnic) ya da “pikniği savun” (fight for the picnic) gibi sloganları ve hazırladıkları 15 maddeli manifestolarıyla aktivist grubun çalışmaları Tokyolular tarafından ilgi görüyor. Temel bir rekreatif etkinlik olarak pikniğin kentsel yeşil alanlar sistemindeki sıkıntıyı dile getirmek ve farkındalığı artırmak için bir araca dönüştürülmesi, iletişimin ve verilmek istenen mesajın toplumsal anlamda etkinliğiyle sonuçlanıyor.